“F**K ME YOU ALL DID WHAT I TOLD YA…” diye haykıran bir Tweet, Sosyal Medya’nın dün gece yarısı ulaştığı tarif edilmez gücü 140 karaktere sığdırmaya çalışıyordu. Çünkü, 20 Aralık’ı 21 Aralık’a bağlayan yılın en uzun ikinci(!) gecesinde, İngiltere’de, internet adına, sanal kültür adına çok ama çok önemli bir şey oldu…
Nedir, bu kadar önemli olan?
Nedir, İngiltere’de yüzbinlerce kişiyi harekete geçiren hareket?
Killing in the name of!
Some of those that work forces, are the same that burn crosses
Some of those that work forces, are the same that burn crosses
Some of those that work forces, are the same that burn crosses
………
F**k you, I won’t do what you tell me!
F**k you, I won’t do what you tell me!
F**k you, I won’t do what you tell me!
F**k you, I won’t do what you tell me!
Motherf**ker!
Uggh!
(Rage Against The Machine)
Yılbaşı dönemine ait çok satan şarkıların listelendiği “The UK Christmas Number 1”, tarihinde görülmemiş bir olaya sahne oldu. İngiltere’de yılın en önemli müzik olaylarından biri sayılan bu listede, son 4 senedir, Simon Cowell’e ait X-Factor isimli TV yapımından çıkan sanatçılar ipi göğüslüyordu. Bu sene, Jon ve Tracy Morter çifti ilginç bir hareketle bu duruma tepki verdi:
“Simon Cowell’in karaoke şovundan çıkanların 1 numara olmasından bıkmadınız mı? Ben bıktım.. O zaman, 13 Aralık’tan itibaren, X-Factor tekelini protesto etmek için “KILLING IN THE NAME” parçasını satın almaya var mısınız?” (orijinal metnin tadı ayrı)
Jon ve Tracy Morter açtıkları Facebook sayfaları ve Twitter hesaplarından yukarıdaki motto ile ulaşabildikleri kadar çok insana ulaşmaya çalıştılar. Sosyal medyayı kullanarak ulaştıkları herkesten, iTunes, Play.com, 7digital, HMV gibi “The UK Christmas Number 1” listesine data sağlayan sitelere girip 1-1,5 dolar harcayarak “Killing in the Name” parçasını satın almalarını istediler. Aslına bakılırsa, içinde satın alma, üye olma, para harcama gibi irrite edici süreçler olan çok zor bir yola girdiler. Çünkü, eski bir şarkıyı download etmek, bunun için 1-1,5 dolar para harcamak, sırf bu işlem için belirtilen sitelere girmek ve üstelik bu sitelerde kredi kartını kullanmak… Motto gaz vericiydi ama bu kadar aşamaya rağmen kaç adet satış yapılırdı ki??
Tam 502.000 adet!!. Dün gece itibariyle, Simon Cowell’in adayı McElderry’nin 450.000 adet satışa ulaştığı açıklandı. Aynı listede “Killing in the Name” 502.000 adet satış ile birinci sıradaydı.
(haber için buradan buyrun)
Bir tarafta, büyük bir reyting başarısına ulaşmış program; izleyicisi, yarışmacısı, yarışmacısının destekçisi ile ciddi bir kitle ve yüzlerce saatlik TV görünürlüğü… Diğer tarafta, 1992 tarihli bir şarkı ve Facebook, Twitter gibi post-nerdic(!) sosyal mecralar… (Simon Cowell’in tepkisi burada)
Joseph McElderry’nin içinde bulunduğu ekosistem 450.000 adetlik satış için ne kadar harcama yapmıştır, ben bilemem; İngiliz Medya Planlamacılar bilir. Ancak, “Killing in the Name”in tahminimce 600.000$’dan fazla gelir ürettiği 502.000 adetlik satışının maliyeti yok denecek kadar az olmuştur.
Sonuç olarak, “bu işten internetin çıkarı ne oldu?” diye düşünebiliriz. Belki de Jon ve Tracy Morter, William Wallace gibi bir Braveheart anı yakaladı, belki de bu metod bir daha hiç işe yaramayacak; belki bu kurgu pek çok marka tarafından bir viral reklam fikrine yontulmaya çalışılacak, belki de pek çok kişi bu sonucu Simon Cowell’ın kibirine bağlayacak?..
Her ne olursa olsun, 21 Aralık itibariyle, internet için bir hipotez daha tez konusu oldu. Bu, iyi bir şey. Çünkü, şehir efsanelerimiz Facebook fan page’lere; viral hayallerimiz analytics raporlarına dönüştükçe..yavaş yavaş ilerliyoruz…….
**Bu yazıdaki tüm yıldızlar, isteyenler için “argo” kelimeleri; isteMEyenler içinse, bir dönem Rock tarzının baş kaldırışını internete taşıyan cesur insanları temsil etmektedir.











Son Yorumlar